// See you on the dark side of the moon?
// System Engineer / Sinefil

// Blogging for Harvard Business Review Türkiye
// Founder of garajyeri.com - P2P Car Sharing Platform

Takip Et

7 Şubat 2014

İNTERNET GİRİŞİMLERİ BALONU

7 Şubat 2014 Cuma tarihli HBR Turkiye yazım.

http://www.hbrturkiye.com/blog/girisimcilik/internet-girisimleri-balonu

Türkiye'nin son on yılda bir inşaatlar ülkesine dönüşmesi, yükselen ekonomik göstergeler, ev kredilerinin uzun vadeli hale gelmesi ve konut stokunun hızla artması herkesin ev sahibi olma umudunu taşımasını sağladı. Televizyon kanallarında ve diğer mecralarda yüksek yüksek binalar, düşük faizli ve uzun vadeli ev kredileri, herkesin bu evlere kira öder gibi sahip olabileceği ve ev sahibiyim diyebileceğini anlatan reklam filmleri ve ilanlarla bombalandık. Yatırım amaçlı alınan gayrimenkuller büyük kârlarla satılarak gerçek değerlerinin üstünde değerlemelere sahip olurken, sonunda bir balonla karşı karşıya mıyız sorusu ABD'deki 2007 krizinden sonra bizde de sorulur oldu.
Bu senaryonun bir benzerini gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yazılım sektöründe yapılan yüksek finansal değerlemelerle görmek mümkün. Henüz gelir modeli oturmamış fakat gelir modeli ihtimalleri üzerinden belirlenen milyar dolarlık alımlar eleştiri konusu olmaya devam ediyor. Bu noktada tabii ki inşaat ve yazılım sektörlerini aynı seviyede görmediğimi belirtmek isterim. Yazılım ve genelinde teknoloji, inovatif birer alan olarak ülke ekonomilerine uzun vadede nasıl katkı sağladıklarını Güney Kore örneğinde kanıtladılar. Geçmiş yıllarda teknoloji ve inovasyon eğitimine odaklanan uzun vadeli bir politika izleyen Güney Kore karşısında, siyasi açıdan kısa vadeli geri dönüşleri dolayısıyla inşaat sektörüne eğilmeyi tercih eden Türkiye'nin durumu her şeyi özetliyor diyebiliriz.
Peki, bu çalışmalar tamamen masum mu?
Başarılı örneklerden yola çıkarak hazırlanan eylem planları gelişmekte olan birçok ülke tarafından benimsenmeye başlandı. Üniversite iş birlikleri, kuluçka merkezleri, yazılım projesi yarışmaları ve “İnovatif fikrin mi var, gel o zaman” gibi ifadelerle girişimciliği özendiren TV programları bile sahnedeki yerini aldı. Üniversite öğrencileri 30 yaş altında milyon dolar sahibi olmuş Amerikalı genç rol modeller aracılığıyla yazılım üzerine çalışmaya özendirildi.
Silikon Vadisinin parlak adamlarından biri ve Netscape kurucularından olan Marc Andreessen, Wall Street Journal'a yazdığı Yazılım Dünyayı Neden Yiyor? başlıklı makalede, yazılım sektörünün ekonomiye etkisinin hafife alınmasından ve hâlâ yapılan büyük değerlemelerin tartışılmasından şikayetçi. Andreessen'e göre Silikon Vadisi yazılım şirketlerinin tüm endüstrileri ele geçirmeye başladığı bir sürecin tam ortasındayız. Aslına bakarsanız, aşağıdaki listeyi inceleyince haksız olduğunu söylemek oldukça güç:
Dünyanın en büyük kitap satıcısı Amazon
Dünyanın en büyük video film kiralama hizmeti Netflix
Müzik şirketleri Apple iTunesSpotifyPandora
Herkesin gün içinde ücretsiz oyun oynamasını sağlayan Zynga
Disney'in satın almak zorunda kaldığı, aslında bir yazılım firması olan Pixar
Dünyanın en büyük doğrudan pazarlama platformları GoogleGrouponLiving Social, Foursquare,FacebookTwitter vb.
En hızlı büyüyen Telekom şirketi Skype
En hızlı büyüyen İnsan kaynakları şirketi LinkedIn
Bu yüksek değerlemeli şirketlerin ve yeni yatırım almış tüm Silikon Vadisi şirketlerinin mali dertlerinden biri, gelir elde etmekten çok uzakta olmalarına karşın kaliteli çalışanlarına ödedikleri yüksek maaşlar. Bu rüyayı devam ettirecek kişilerin çalışanları olduğunun farkında olan şirketler bu sorunu çözebilmek için projelerini Türkiye, Hindistan vb. ülkelerde neredeyse onda birine karşılık gelen maliyetlerle tamamlamaya veya bu ülkelerden yazılımcı getirtmeye çalışıyorlar. Paraleldecode.org gibi projelere milyonlarca dolar destek verip kod yazma becerisinin dünyada üzerindeki tüm öğrencilere kazandırılmasını hedeflediklerini açıklayan dev yazılım şirketleri, aslında yazılım sektöründe iş gücünü arttırıp, ücretleri düşürmeye yönelik bir yatırım yapmakla eleştiriliyor. Bu eleştirileri ciddiye almamak pek de mümkün değil zira herkesin kod yazabilmesini teşvik eden ve code.org'a destek veren şirketlerden Microsoft ve Facebook, Hindistan'dan daha ucuza çalışan getirebilmek için h-1b vize programını desteklediklerini açıkladılar.

the-wolf-of-wall-street
The Wolf of Wall Street (2013) filminden bir sahne

Şimdi geri dönüp baktığımızda ülkemizde nerdeyse her ay yeni birisi kurulan girişim kuluçka programları bu planları destekler nitelikte. Eski ekonomik sistemin yerine para harcanacak yeni platformlar yaratma çabası içinde ortaya çıkan tekno-girişimciler, alternatif ekonomi gibi havalı tanımların altında ayda bir hafta kendi evlerini kiraya verip, arkadaşının evinde kalıp bu şekilde mortgage taksitini ödeyen ve bunu bir başarı hikayesi olarak sunan mikro-girişimciler, yurtiçi ve yurtdışındaki bu girişimler için çalışan yazılımcılar... Hepimiz bu yeni planın bir parçası olarak bir şeyler üretip pastadan payımızı alma hayalleriyle yeni Mark Zuckerberg veya Jack Dorsey'ler olmak istiyoruz. Ve tam bu anda Martin Scorsese'nin ülkemizde Para Avcısı ismiyle gösterime giren 2013 yapımı The Wolf of Wall Street filminde Jordan Belfort'tan başarılı ve zengin olmak için para karşılığı bir kaç tüyo almaya gelen izleyicilere cebinden çıkarttığı kalemi göstererek “Bana bu kalemi satın” dediği sahnede kamera, internet girişimlerinden zengin olma hayaliyle yanıp tutuşan ve ellerinde not defterleri ile guru kabul ettikleri kişilerin ağzından çıkan her kelimeye altın muamelesi yapan girişimci adaylarına yani bize dönüyor.